Ankara’yla Şam yönetimi arasındaki yumuşama mesajları sonrası; 30 Haziran’da Kayseri’de yaşanan şiddet olayları, 2 gün sonra da Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar, Ankara’nın yeni dönemdeki Ortadoğu stratejisiyle ilgisi olabilir mi?
Öncelikle yakın dönemde Ortadoğu’da neler olduğuna kısaca bir göz atalım. 7 Ekim 2023 günü gerçekleştirilen Hamas’ın Aksa Tufanı saldırısı sonrası İsrail, ‘rehineleri kurtarmak ve Hamas’ı ortadan kaldırmak’ amacıyla Gazze’de askeri bir operasyona girişti. Bu operasyon, bildiğiniz gibi işgale, ardından da Filistinlilere karşı soykırıma dönüştü. Ve maalesef bu soykırım hala devam ediyor. Bu gelişmelerle birlikte zaten uykuda bekleyen İsrail-Lübnan gerilimi de tekrar sıcak çatışmaya dönüştü.

İran destekli Lübnan Hizbullah’ı kamikaze İHA ve çeşitli füzelerle İsrail’in kuzeyindeki askeri unsurları hedef aldı. Buna karşılık İsrail jetleri de Lübnan’da bazı hedefleri vurdu. Hatta İsrail, Lübnan’la sınırlı kalmayarak, 1 Nisan 2023’de Şam’daki İran konsolosluğuna da hava saldırısı düzenledi. Bunun sonucunda 13 Nisan’da, İran’nın ‘Gerçek Söz Operasyonu’ adını verdiği, Shahed kamikaze İHA’ları, balistik ve seyir füzeleriyle misillemede bulundu. Özetle gerilim arttı ve İsrail ordusu 13 Haziran’da Lübnan’daki askeri operasyonu onayladı.
Peki ülkemizdeki 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin sonucunda, sadece iç siyasette değil, dış ilişkiler anlamında da yeni hamleler gerçekleşmeye başladı. Bu yeni hamlelerden kasıt, yeni ittifaklar kurulmasıdır. Hatta Suriye pozisyonunda çok radikal değişimler de bunun önemli bir parçası olacak gibi görünüyor.
Buradan çıkarılabilecek sonuç, Türkiye’nin Ortadoğu stratejisinin kesinlikle değiştiğidir. Bu değişimin en büyük nedeni, İsrail’in saldırgan ve işgalci siyasetine güçlü bir ittifak kurarak yanıt vermektir. Hatırlatma olarak, İsrail küçük bir ülke olsa da Batı’yla beraber çok güçlü bir ittifakı temsil ediyor. Ayrıca saldırganlığı bölgeyi hem ekonomik hem sosyal anlamda sürekli istikrarsızlaştırmaktadır.
Bu saldırganlığın ve işgalci politikaların karşısında, NATO üyesi olarak Batı’dan kopmadan Suriye ve İran’la işbirliğini sürdürmek Türkiye için akılcı bir siyaset gibi görünmektedir. Her ne kadar Suriye ile Türkiye daha önce uzun yıllar süren çatışma ortamı yaşamış olsa da, İsrail saldırganlığına karşı çatışmasızlığı ilk planda tutan bir işbirliği içinde olmaları hem bölge hem de taraf olan ülkeler için olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bu işbirliği, aynı zamanda 3. Dünya Savaşı kehanetlerini de anlamlı ölçüde soğutacaktır. Bu tabii ki çok kolay olacak gibi gözükmüyor. 30 Haziran’da Kayseri de yaşanan şiddet eylemleriyle birlikte Suriye’nin kuzeyindeki provakatif Türk bayrağı saldırısı bu ittifakın kurulmasının kolay olmadığını gösteriyor. Ama Ankara tüm yaşananlara karşı kolay kolay geri adım atacak gibi görünmüyor.
Bir yanıt yazın